

bu blogda imla kuralları geçersizdir





Bu blogu açarken dünyayı en kısa zamanda kurtarma planlarının temellerini de yavaştan atmıştık Morpheus ile. Amma velâkin bunaldım okuyucularım! Seçilmiş kişi olarak her gün karşılaştığım sorunlar, bu köleleşmiş topluluğa laf anlatamama sıkıntısı beni bıktırdı. Çabuk pes ettiğimi düşünebilirsiniz ama inanın öle değil. Seçilmiş kişi olarak vatan haini, yobaz, fettocu, dinsiz her türlü yaftayı yedim ve fiziksel olmasa da mental bir yorgunluk var nihayetinde.
Kısaca özetlemek gerekirse dünyayı kurtarmayı erteledim!! Morpheus "gel etme neo! Sen seçilmiş elemansın yapma etme" dedi ama cıks.
Diyeceksiniz “peki ne yapacaksın neocan?”, balığa sardım valla 2-3 günde bir gidiyor kafamı dinliyorum süper bir meşgale. Bir süre böyle devam edecek gibi görünüyor zaten dünyayı kurtaracak olsam bile Türkiye’ye ellemem böyle yaşasın köleler.
Yarın akşam yine gidip süper güçlerimle denizdeki canavarlarla boğuşacağım öyleyse rast gelsin bana!!







Kasımda askere gidecek olan şahsımın ve benim gibi birkaç arkadaşın planladığı müthiş action. Genelkurmay ile konuştuk hallettik, sağ olsunlar kırmadılar ve fark ettim ki öle bahsedildiği gibi mantıksızlık filan da yok, tanıdım gayet iyi çocuklar.Beni tanıyanlar bilir yakın zaman içinde bir Ferrari alma durumu söz konusu olmuş, istediğim modelin rengi olmadığı için galeri beni gereksiz yere bekletmişti. Bunun üzerine ben de Ferrari ürünlerini boykot kararı almış ve tüm okuyucularımı davet etmiştim akabinde Ferrari beni arayıp özürlerini ileterek istediğim renk aracı evimin önüne çekti, ben de bir şans daha tanıyım istedim. Size olan biteni özetledim ama olaylar daha sonra gelişti...
Arabayı bir hafta kadar sürdükten sonra bir sorunun olduğunu anladım ve hemen teknik servise götürdüm aracı. Teknik servis bir şey bulamadıklarını arabanın sağlam olduğu yönünde bilgi verdiler ama inanmadım! Hemen sanayiye Hayri Usta’nın yanına koştum. “ustacım araba 250-300 km/s yapınca içeri ses alıyor bir bakıver” deyince yılların kurdu Hayri Usta kafasını onaylarcasına salladı. Kuvvetle muhtemel durumu tahmin etmişti, bunu yağ ve is ile efektlendirilmiş yüzünden anladım. 30-40 dakika sonra Hayri Usta yanımda bitiverip “bu seri üretimlerde hep aynı sorun var Neo’cum yemişler seni” dedi, “tamam ustacım eyvallah” deyip doğru bir reklamcının yanına koştum. Arabanın arka camına “BU ARABA SIFIR AMA 250-300 KM/S ARASINDA İÇERİ SES ALIYOR!!” diye yazdırıp bizim çırağa emanet ettim, bütün Mersin’i dolaşmasını ve sonra galericiye götürüp satılığa çıkartılmasını tembih etmeyi de ihmal etmedim.
Ağabeyimi arayıp beni sanayiden almasını rica ettim, transporterla gelip beni aldı sağ olsun, oracıklarda bırakmadı…
6 ana başlıkta inceleyebiliriz aslında
1. `şanslı olmak`
2. `şanslı olmak`
3. `şanslı olmak`
4. `şanslı olmak`
5. `şanslı olmak`
6. `şanslı olmak`
1. şanslı olmak:
sağlıklı doğmaktır; aksi halde baştan kaybedebilirsiniz.
2. şanslı olmak:
doğru yerde doğmaktır; Somali gibi bir yerde ne kadar yaşayabilirsiniz ki mesela?
3. şanslı olmak:
doğru ailede doğmak; sadece bir kaç adım değil, size çok şey kazandırır.
4. şanslı olmak:
güçlü tarafta yer almak; her manada düşünebilirsiniz din, ırk, düşünce vs vs vs hangisi hakimse o daha eşittir o daha haklıdır.
5. şanslı olmak:
her daim tek parça ve sağlıklı olmak; dış etkenlerden en az derece zarar görmektir.
6. şanslı olmak:
mutlu olmaktır; bazen yaşadığını anlamanın tek yolu budur.
Kısaca yaşamanın koşulu ‘çok şanslı olmak’ tır.
Varsayalım ki bunların sayısal değeri olsun, eğer ki bu saydığım değerlerin çarpımı ‘> 0’ denkliğine sahip birey ben yaşıyorum diyebilir kanımca.
Mahallenin gençleri iftardan sonra evin ordaki sahaya top oynamaya çağırdı.Kıramadım,aralarına©2009 başarıya uzak öyküler =) | by TNB